MÜTEAHHİDİN AYNI BAĞIMSIZ BÖLÜMÜ BİRDEN FAZLA KİŞİYE SATMASI HALİNDENİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU
- Kazım Engin Karaca
- 21 Oca
- 3 dakikada okunur
I. GİRİŞ
Gayrimenkul sektöründe özellikle müteahhitlik faaliyetleri kapsamında ortaya çıkan uyuşmazlıklar, yalnızca özel hukuk alanında değil, ceza hukuku bakımından da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Müteahhidin inşa etmeyi taahhüt ettiği bağımsız bölümleri birden fazla kişiye satması, uygulamada sıkça “sözleşmeye aykırılık” veya “ticari risk” olarak ileri sürülse de, Yargıtay içtihatlarında bu tür eylemler çoğu zaman nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmektedir.
Bu çalışmada, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 09.06.2014 tarihli, 2012/18721 Esas ve 2014/11459 Karar sayılı ilamı çerçevesinde; dolandırıcılık suçunun unsurları, hile kavramı, ticari faaliyet kapsamında suçun işlenmesi ve aynı dairenin birden fazla kişiye satılmasının hukuki niteliği incelenecektir.
II. DOLANDIRICILIK SUÇUNUN HUKUKİ ÇERÇEVESİ
A. Suçun Unsurları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde dolandırıcılık suçu;
“hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamak” şeklinde tanımlanmıştır.
Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Hileli davranış,
Mağdurun hataya düşürülmesi,
Haksız menfaat sağlanması,
Zararın meydana gelmesi
unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
B. Hile Kavramı
Kararda hile kavramı ayrıntılı biçimde ele alınmış; hilenin basit bir yalan değil, nitelikli, yoğun ve ustaca olması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre;
Hile, mağdurun inceleme ve araştırma imkanını ortadan kaldırmalı,
Mağdurun iradesini sakatlayacak şekilde yanıltıcı olmalı,
Somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
III. NİTELİKLİ HAL: TCK m.158/1-h
A. Ticari Faaliyet Kapsamında Dolandırıcılık
TCK’nın 158/1-h maddesinde, dolandırıcılık suçunun;
Tacir,
Şirket yöneticisi,
Şirket adına hareket eden kişiler
tarafından ticari faaliyet sırasında işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay kararında, bu kavramların Türk Ticaret Kanunu hükümleri ışığında değerlendirilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
B. Müteahhitlik Faaliyetinin Niteliği
Somut olayda sanık, bir limited şirketin yetkilisi olup, müteahhitlik faaliyetini ticari işletme kapsamında yürütmektedir. Bu nedenle;
Sanık şirket yöneticisi sıfatını haizdir,
Eylemler ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirilmiştir.
Bu durum, dolandırıcılık suçunun basit değil, nitelikli hal kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır.
IV. AYNI DAİRENİN BİRDEN FAZLA KİŞİYE SATILMASI VE HİLENİN VARLIĞI
A. Satış Vaadi Sözleşmesine Rağmen Tekrar Satış
İncelenen kararda sanık;
Aynı bağımsız bölümleri,
Önce noter onaylı satış vaadi sözleşmeleri ile farklı kişilere satmış,
Daha sonra aynı daireleri başka kişilere yeniden satarak bedellerini peşin tahsil etmiştir.
Bu durum Yargıtay tarafından, başlangıçtan itibaren hileli davranış olarak değerlendirilmiştir.
B. İnşaatın Tamamlanmaması ve Bedelin İade Edilmemesi
Sanığın yalnızca aynı daireleri birden fazla kişiye satmakla kalmayıp;
İnşaatları tamamlamadığı,
Tahsil ettiği bedelleri iade etmediği,
tespit edilmiştir. Bu husus, suç kastının ve hilenin yoğunluğunun açık göstergesi olarak kabul edilmiştir.
V. YARGITAY’IN DEĞERLENDİRMESİ VE KARARIN SONUÇLARI
Yargıtay 15. Ceza Dairesi;
Bazı mağdurlar yönünden verilen mahkûmiyet kararlarını yerinde bulmuş,
Daire, aynı hukuki ve fiili nitelikteki eylemler bakımından farklı sonuçlara ulaşılmasının hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
VI. KARARIN UYGULAMAYA ETKİSİ VE DEĞERLENDİRME
İncelenen karar, uygulamada sıkça karşılaşılan şu savunmaları açık biçimde bertaraf etmektedir:
“Bu bir ticari anlaşmazlıktır.”
“Sözleşmeye aykırılık ceza sorumluluğu doğurmaz.”
“İnşaat gecikmesi dolandırıcılık değildir.”
Yargıtay’a göre; aynı taşınmazın bilerek ve isteyerek birden fazla kişiye satılması, ticari risk veya basit borca aykırılık değil, cezai sorumluluk doğuran nitelikli dolandırıcılıktır.
VII. SONUÇ
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 09.06.2014 tarihli kararı; müteahhitlerin, şirket yöneticilerinin ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren tacirlerin eylemlerinin, hangi hallerde nitelikli dolandırıcılık suçu oluşturacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle aynı bağımsız bölümün birden fazla kişiye satılması, satış vaadi sözleşmelerinin varlığına rağmen tekrar satış yapılması ve bedellerin iade edilmemesi halleri, Yargıtay içtihatlarına göre başlangıçtan itibaren hileli davranış olarak kabul edilmektedir.
Bu yönüyle karar, hem ceza yargılamaları hem de uygulamadaki uyuşmazlıklar bakımından emsal nitelikte bir içtihat oluşturmaktadır.
Yorumlar